
27 Temmuz 2010 Salı
6 Temmuz 2010 Salı
Sıcak

İnsanoğlunun hiçbirşeyden memnun olmadığını birkez daha anladım. Hollanda'dayken güneş açsın hava ısınsın der dururdum şimdi İzmir'deyim ve sıcaklardan ölüyorum. Döndüğümde anlayacağım kıymetini ama şimdi tek yaptığım söylenmek. Yıllarca İzmir'de yaşadım bu kadar sıcak gelmemişti. Galiba soğuk iklime alıştım şimdi fazla geliyor.
Bu yaz bir tuhaf zaten. İzmir'e geldim ve kardeşimin evleneceğini öğrendim. Gerçi biliyordum kız arkadaşının olduğunu ama bu kadar çabuk olacağından haberim yoktu. Geçen hafta istemeye gitti annemler, ben nasılsa nişan olacak dedim ve İstanbul'a gitmek gözümde büyüdüğü için gitmedim. Ama istemeye gittiklerinde, iki kere İzmir'den gel git olmasın diye yüzükde taktılar.
Bu durumda ben kötü görümce konumuna düştüm. İzmir'deyim ve keyfimden kardeşinin sözüne gitmedim. Çeşme'de kızlarla tatil yaptım. Kızla hiç tanışmadan verdiğim izlenim biraz bencilce oldu. Ama benim hatam değil. 20 gün sonrada nişanı yapacagız dediler bana sonradan vazgeçmişler. Tabi ben o arada hazırlıksız geldiğim için kendime nişanda giymek üzere elbisede almıştım. Şimdi elbise elimde kaldı. Bakıp bakıp duruyorum nerede giyebilirm diye. Düğün için hafif günlük kullanım için ağır bir elbise. En iyisi birgün giyip rastgele bir nişana gideyim:))
Üzücü bir haberde aldım. Şu günlerde düğünü olması gereken arkadaşlarımız ayrılmış. Çok üzüldüm onlar için. Evlerini hazırlamışlardı, gelinlik işini beraber bakmıştık ama orada tek başlarına birşeyleri yapmaya çalışırken biraz karıştılar galiba. Düğün zamanı hep stres olur, yabancı bir yerde galiba bu biraz daha fazla oldu. Biraz sakinleşip düşünmelerini söyledim ama umarım onlar için en hayırlısı olur. Hollanda'daki arkadaşımı da kaybetmiş oluyorum bu durumda. Bu da ayrıca üzüyor beni.
Geldiğimden beri fotoğraf çekmedim. Sıcaklarda makinayı bile taşımaya üşeniyorum. Çantaya atmalık küçük birşey almam lazım benim. Kocaman makinayla sıcakta dolaşmıyorum ben. Gerçi elinde kocaman objektifleriyle Pasaportta fotoğraf çekenleride çok kıskanıyorum. Sözde İzmir'in ara sokaklarında çekimler yapacaktım. Ekime bıraktım çekim işlerini. En azından havalar iyi olur. Geçen seneden kalma İzmir fotoğraflarından koyayım bari:)
Bu yaz bir tuhaf zaten. İzmir'e geldim ve kardeşimin evleneceğini öğrendim. Gerçi biliyordum kız arkadaşının olduğunu ama bu kadar çabuk olacağından haberim yoktu. Geçen hafta istemeye gitti annemler, ben nasılsa nişan olacak dedim ve İstanbul'a gitmek gözümde büyüdüğü için gitmedim. Ama istemeye gittiklerinde, iki kere İzmir'den gel git olmasın diye yüzükde taktılar.
Bu durumda ben kötü görümce konumuna düştüm. İzmir'deyim ve keyfimden kardeşinin sözüne gitmedim. Çeşme'de kızlarla tatil yaptım. Kızla hiç tanışmadan verdiğim izlenim biraz bencilce oldu. Ama benim hatam değil. 20 gün sonrada nişanı yapacagız dediler bana sonradan vazgeçmişler. Tabi ben o arada hazırlıksız geldiğim için kendime nişanda giymek üzere elbisede almıştım. Şimdi elbise elimde kaldı. Bakıp bakıp duruyorum nerede giyebilirm diye. Düğün için hafif günlük kullanım için ağır bir elbise. En iyisi birgün giyip rastgele bir nişana gideyim:))
Üzücü bir haberde aldım. Şu günlerde düğünü olması gereken arkadaşlarımız ayrılmış. Çok üzüldüm onlar için. Evlerini hazırlamışlardı, gelinlik işini beraber bakmıştık ama orada tek başlarına birşeyleri yapmaya çalışırken biraz karıştılar galiba. Düğün zamanı hep stres olur, yabancı bir yerde galiba bu biraz daha fazla oldu. Biraz sakinleşip düşünmelerini söyledim ama umarım onlar için en hayırlısı olur. Hollanda'daki arkadaşımı da kaybetmiş oluyorum bu durumda. Bu da ayrıca üzüyor beni.
Geldiğimden beri fotoğraf çekmedim. Sıcaklarda makinayı bile taşımaya üşeniyorum. Çantaya atmalık küçük birşey almam lazım benim. Kocaman makinayla sıcakta dolaşmıyorum ben. Gerçi elinde kocaman objektifleriyle Pasaportta fotoğraf çekenleride çok kıskanıyorum. Sözde İzmir'in ara sokaklarında çekimler yapacaktım. Ekime bıraktım çekim işlerini. En azından havalar iyi olur. Geçen seneden kalma İzmir fotoğraflarından koyayım bari:)
17 Haziran 2010 Perşembe
Doğumgünüm

Dün doğumgünümdü ve en kötü doğumgünlerimden biriydi. Çünkü 2 gündür hasta yatıyorum. Bu havada bile böyle ateşlenip, burnumum ayrı gözümün ayrı çeşme gibi akmasını becerdim ya ne diyeyim kendime. Nasıl yapıyorum bilmiyorum ama en olmadık zamanlarda hastalanabiliyorum. Temmuz sıcagında İzmir'de de ateşlenmiş ve bir hafta yatmıştım. Hasta yattığımı saymaksak çok da kötü değildi galiba. Genelde herkes hatırladı ve aradı. Eşim de iyileşeyim diye elinden geleni yapıyor. Ben de biran önce toparlanmak istiyorum çünkü pazar günü kısmetse İzmir'e gideceğim. Hasta hasta yolculuk hiç çekilmez. Ayrıca daha hediye alacaklarım var, düzelip alışveriş yapmam lazım. Kocama birşeyler yapıp bırakmam lazım. Düzelip işlere koyulmam lazımmmmmm.
Dün doğumgünümdü ve ben 38 e girdim. Yani 40 oldum neredeyse. Arada panik yapıyorum, "yaşlandım eyvah" diye arada da "olması gereken bu" diye kabulleniyorum. Aynaya baktığımda yaşımı göstermediğimi düşünüyorum. Ama kendimi incelemeye başladığımda saçımdaki beyazların son bir senede korkunç arttığını görüyorum. Gözlerimin altlarının torbalandığını ve kırışıklıkların daha belirginleştiğini. Sonra da " insanların saçları 20 sinde de beyazlıyor, senin yeni oldu boşver. Boyarsın olur biter" diyorum. "Kırışıklıklarda çok gülmekten oluyor" diye kendi kendimi kandırıyorum. Yani ikizler burcunun özelliği gibi bir öyleyim bir böyle. Bir tarafım "40 olsan ne olur, sen gene güzelsin hayat güzel" diyor. Diğer tarafım, "artık yaşlandığını kabul edip ona göre davranmalısın" diyor. Galiba ilkini tercih edeceğim ben:)
Dün doğumgünümdü ve ben 38 e girdim. Yani 40 oldum neredeyse. Arada panik yapıyorum, "yaşlandım eyvah" diye arada da "olması gereken bu" diye kabulleniyorum. Aynaya baktığımda yaşımı göstermediğimi düşünüyorum. Ama kendimi incelemeye başladığımda saçımdaki beyazların son bir senede korkunç arttığını görüyorum. Gözlerimin altlarının torbalandığını ve kırışıklıkların daha belirginleştiğini. Sonra da " insanların saçları 20 sinde de beyazlıyor, senin yeni oldu boşver. Boyarsın olur biter" diyorum. "Kırışıklıklarda çok gülmekten oluyor" diye kendi kendimi kandırıyorum. Yani ikizler burcunun özelliği gibi bir öyleyim bir böyle. Bir tarafım "40 olsan ne olur, sen gene güzelsin hayat güzel" diyor. Diğer tarafım, "artık yaşlandığını kabul edip ona göre davranmalısın" diyor. Galiba ilkini tercih edeceğim ben:)
Şu ana kadar yaşımı doğru tahmin eden olmadı. Eğer birgün birisi tam yaşımı bilirse, "yaşlanmışım" diyeceğim. Kendimi kandırma yöntemlerimden birisi daha:) Aslında bir taraftan da biran önce 40 olmak istiyorum. Tuhaf ama bir şekilde 40 yaşında hayattn istediğim herşeyin gerçekleşeceğini düşünüyorum. Olmazsa ne olur, birşey olmaz ama ben olacağını düşünüyorum.
Kıssadan hisse, gençlik geride kaldı ve ortayaşlı sayılırım. Eğer ben kendimi öyle hissetmiyorsamda yaşa takılmanın bir anlamı yok. Günleri huzurlu ve mutlu geçirmek daha önemli.
Kıssadan hisse, gençlik geride kaldı ve ortayaşlı sayılırım. Eğer ben kendimi öyle hissetmiyorsamda yaşa takılmanın bir anlamı yok. Günleri huzurlu ve mutlu geçirmek daha önemli.
Yazıya fotoğraf eklemesem olmaz:) Kayıklı olan bana göre yaşlanmayı temsil ediyor, diğeri ise her zaman neşeyi ve mutluluğu...
13 Haziran 2010 Pazar
6 Haziran 2010 Pazar
Kısa kısa haftasonundan notlar

Güzel havanın tadı çıkarıldı ve bol bol gezildi.
Balkonumdaki domatesler kızardı ve kahvaltıda bize eşlik ettiler:))
Sonunda limonata yapabildim. Esmer şekerle yaptığım için bronzlaşmış bir limonata oldu. Şekeri az geldi, Bükreş'te içtiğim gibi içine bal ekledim. Süper oldu..
Limonata yapımından kalan limon çekirdekleri saksıya ekildi, ya tutarsa denildi:)
Saksıya limon ekimi yetmedi, yakındaki parka erik ve kiraz çekirdekleri gömüldü. Üstüne yağmur yağdı, kesin çekirdekler ağaç olacak:) Ben görür müyüm bilemem..
Balkonumdaki domatesler kızardı ve kahvaltıda bize eşlik ettiler:))
Sonunda limonata yapabildim. Esmer şekerle yaptığım için bronzlaşmış bir limonata oldu. Şekeri az geldi, Bükreş'te içtiğim gibi içine bal ekledim. Süper oldu..
Limonata yapımından kalan limon çekirdekleri saksıya ekildi, ya tutarsa denildi:)
Saksıya limon ekimi yetmedi, yakındaki parka erik ve kiraz çekirdekleri gömüldü. Üstüne yağmur yağdı, kesin çekirdekler ağaç olacak:) Ben görür müyüm bilemem..

3 Haziran 2010 Perşembe
genetiği bozulmuş
Çok fazla fotoğraf çekiyorum. Bazıları istediğim gibi oluyor çoğunluğu olmuyor:) Çok özenip çektiğimde ve sonra bilgisayarda beğenmediysem sinir oluyorum. O zaman üzerlerinde bir sürü oynamalar yapıyorum ve tabiki fotoğraflıktan çıkıyor. Ama sonra, "olsun bunları da ben çektim, her hali güzel" diye onları da saklıyorum:)Onlardan birkaç t
anesi.

Kaydol:
Kayıtlar (Atom)










